İnsanın içindeki insanlık öldü.İnsana olan güven öldü.Aile kurumu ve eğitim sistemi yıkıldı.Toplum delirdi —herkes tartışıyor, yalan söylüyor ve savaşıyor,herkes kendi doğrusunu haykırıyor,ama kimse diğerini duymak istemiyor.
Siyaset ve din uzun zamandır birer etki aracı haline geldi;vicdandan daha güçlü olan şey korku oldu,ve propaganda her ekrandan,her telefondan,dünyanın her köşesinden yükseliyor.İnsanlara anlamaktan daha hızlı nefret etmeyi öğrettiler.Taraf seçmeyi öğrettiler,ama insan olmayı unutturdular.
İnsan kendini kaybetti.Özgür olduğunu sanıyor,ama başkalarının düşünceleriyle,başkalarının sloganlarıyla,başkalarının korkularıyla yaşıyor.Toplum hasta —ve bu hastalık teknolojide,parada ya da sınırlarda değil.Bu hastalık insanın içindeki boşlukta.
Ve belki de tek çare —bir süreliğine gürültüyü kapatmak.Başkalarının seslerinin akışını durdurmak.Sessizlikte kalmak.Vicdanın ne olduğunu,merhametin ne olduğunu,nefret etmeden insan olmanın ne olduğunu hatırlamak.
Çünkü dünya silahlarla yok olmuyor.Dünya,insan başka bir insanın acısını hissetmeyi bıraktığında yok oluyor.
Ve en korkuncu —insanlar bu deliliğe alıştı.Ölüm istatistik oldu,yalan norm haline geldi,ve kayıtsızlık bir hayatta kalma biçimi oldu.İnsanlar artık başkasının acısından çok,başkasının başarısıyla ilgileniyor.Ruh değersizleşti,ve maskeler yüzlerden daha önemli hale geldi.
Biz öyle bir zamanda yaşıyoruz ki,samimiyet zayıflık sayılıyor,iyilik saflık olarak görülüyor,dürüstlük ise sisteme tehdit kabul ediliyor.İnsanları kamplara, bayraklara, partilere, inançlara böldüler,ta ki asla hatırlamasınlar diye:acının milliyeti yoktur,gözyaşlarının dini yoktur.
İnsana her gün korku satılıyor.Kaybetme korkusu,farklı olma korkusu,gerçeği söyleme korkusu.Ve insan korktuğu sürece —onu yönetmek kolaydır.İnsanları birbirine düşürmek kolaydır,hayatı sonsuz bir çatışmaya dönüştürerek.
Ama bütün bu karanlığın içindehala sevmeyi bilen,sessizce yardım eden,onurunu ve insanlığını koruyan insanlar var.Dünya hâlâ böyle insanların üzerinde ayakta duruyor.
İnsan merhamet gösterebildiği sürece —her şey kaybolmuş değil.Nefreti değil de iyiliği seçen insanlar olduğu sürece,insanlığın hâlâ bir şansı var:yalanın ve ruhsal boşluğun çağından öncekim olduğunu hatırlamak için.