Ey insanlar, ağlayın.Doğduğumuz, büyüdüğümüz ve yaşadığımız bu dünya için ağlayın.Çocukluğumuzun sokakları için,geleceğin bir zamanlar mümkün ve yakın göründüğü günler için.
O dünya şimdi uçuruma doğru gidiyor,temeli çürümüş bir ev gibi yıkılıyor.Ve biz zamanın tozu içinde durupnerede yanlış yola saptığımızı anlamaya çalışıyoruz.
Ağlayın insanlar…Çünkü alıştığımız o hayat düzeni,plan yaptığımız, hayal kurduğumuz ve yarattığımız o düzenartık eskisi gibi olmayacak.
Dünya sanki aklını kaçırdıve bazen gerçekten cehennemde yaşıyormuşuz gibi geliyor.
Ama bu karmaşanın içindehala inatçı bir şey var:insanın yaşama inadı.
Birileri hâlâ ağaç dikiyorsa,birileri hâlâ bir çocuğa “iyilik” kelimesini öğretiyorsa,birileri hâlâ bir başkasına el uzatıyorsa —dünya henüz tamamen kaybedilmiş değildir.
Peki ya ellerinde eski telefonlarlakoltuklarından “savaşan” o koltuk karatecileri hakkında ne denir?
Sadece bir şey söylenebilir:
Kaybettiniz.
Dünya yıkıldığı için değil,koltuğunuzdan hiç kalkmadığınız için kaybettiniz.
Çünkü bağırmak kolaydır,yorumlarda savaşmak kolaydır,ama ayağa kalkıp bir adım atmak zordur.
Tarih hiçbir zaman uzanarak yazılmadı.Tarih, ayağa kalkanlar tarafından yazıldı.
Ve bazıları karanlık ekranların önünde tartışırken,başkaları sessizce sabahın soğuğuna çıkar,ellerine alet, kitap ya da ekmek alırve yaşamaya devam eder.
Belki de bir güntam da onlarbugün ağladığımız dünyanın yerineyeni bir dünya kuracaklar.
Ama ne yazık kio insanlar henüz doğmadı.
David Rothman